Taburede 60 Yıl – Ergican Saydam'ın Anıları
( Yazı: Deniz Banoğlu)

(Anıları derleyip yayına hazırlayan: Ezgi Saydam)
Arma Yayınları, 206 sayfa (0212 512 54 96)


“Konserler bitince yarı yarıya insan hayatı da bitmiş oluyor. Gerçi hâlâ ders verdiğim öğrencilerim var, ama anlıyorum ki, beni hayata bağlayan konserlermiş…”

Ergican Saydam, “Taburede 60 Yıl” adlı otobiyografik kitabının “Son Söz”ünde böyle özetliyor, müzikle dolu dolu geçirdiği yaşamını. Sonra da kendisiyle hesaplaşıyor ve soruyor: “Acaba yaptıklarım yeterli miydi, yoksa daha çok şey mi yapmalıydım?”

Oysa, Saydam’ın müzikli özgeçmişini anlatan kitabını satır satır okuduğumuzda sanatçının neredeyse bir tek gününün bile boş geçmediğine tanık oluyoruz. Dünya müzik literatürüne adını yazdıran yabancı ve Türk, onlarca besteci, kemancı, orkestra şefi, senfoni orkestrası, oda orkestrasıyla; piyanoyla, notalarla yeryüzü küresinde adeta dolaşmadığı, konser vermediği tek karış yer kalmamış. Soluk soluğa müzikli bir dünya turu sanki Ergican Saydam’ın hayatı.

Ne var ki, hemen her gün müziğin soluklandığı, kendisi dışında diğer üç kardeşinin de (Erçivan Saydam, Ermukan Saydam ve Erdoğan Saydam) müzisyen olduğu bir aile ortamında yetişmiş olmak, böylesine bir doyumsuzluğu getiriyor sanatçıya doğal olarak ve soruyor kendine: “Acaba daha çok şeyler yapmalı mıydım?”

Oysa Saydam’ın müzikli yaşamöyküsünü okuyup bitirdiğinizde, “Rahat olun Sayın Saydam, mesleğinizin hakkını fazlasıyla vermişsiniz” diyeceksiniz, hiç kuşkusuz. Ama öte yandan, piyanosunun tuşlarında hayat bulmuş bir sanatçının, konser salonlarından ve dinleyenlerinden uzak kalmasının verdiği duygusal boşluğa da hak vereceksiniz.

Yeri geldikçe ve konu açıldığında hep ısrarla söylerim, hangi meslek dalında olursa olsun, topluma mâl olmuş kişilerin yaşamöyküleri, gelecek kuşaklar için “tarihsel bir bellektir”. Günübirlik mesleğini icra etmek yeterli değildir, bugünün bir sonrası olduğu gibi, bir öncesi de vardır. Hangi meslekten olursa olsun, bir sonrasında daha yaratıcı, daha etkin, daha donanımlı olmak için, bir öncesini bilmekte yarar vardır diye düşünürüm.

Bu nedenle, topluma yön veren kişilerin yaşamöyküleri, kendileri için ne denli önemliyse, gelecek kuşaklar için de o denli yararlı, yol gösterici, uyarıcı, bilgilendirici ve öğreticidir.

Örneğin dünya müzik otoritelerinin alkış tuttuğu Maria Callas, Leyla Gencer gibi ünlü sesleri, sahnede görme, dinleme olanağı bulamayan genç kuşak sanatçılar, onların yaşamöykülerinde, bu değerlerin gerçekleriyle yüzyüze gelirler, o dönemlerin müzik tarihini birebir yaşarlar. Bu ölümsüz sanatçılara önder olmuş nice sanatçıları tanıma olanağını bulurlar. Yaşamını piyanoya adamış olan Ergican Saydam’ın “Taburede 60 Yıl” adlı otobiyografisi de bu bağlamda değerlendirilmelidir.

Kitap temelde iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde, Saydam’ın yıllar itibariyle birebir müzikle dolu yaşamöyküsü, ikinci bölümde kaleminden çıkan makaleleri yer alıyor. Daha sonra, “Terimler ve Açıklamalar” bölümünde ise, Avrupa’da konser verdiği kent, kasaba ve hatta küçük yerleşim bölgelerinin tanıtımı ile kimi müzik deyimlerinin açıklamalarına yer verilmiş ki bu bölüm bence çok yararlı. Çünkü bu sayfalarda, sözgelimi Çin’den Maçin’e konser vermek üzere dolaştığı, çoğumuzun bildiği büyük kentlerin yanı sıra, Bad Orb, Argos, Botoşani gibi küçük yerleşimlerin hangi ülkelerde olduğu açıklanıyor. Son bölümler ise, dizin, fotoğraf albümü ile konser davetiyeleri ve broşürlerine ayrılmış.

Andante Dergisine ait röportajın tamamını okumak için lütfen aşağıda bulunan küçük resime tıklayınız.

 20060600-1
- ANDANTE

Haziran - Temmuz 2009 / Yıl 6/ Sayı 40

Kitabı satın almak için tıklayınız...

‹‹ Önceki sayfaya geri dönmek için tıklayınız...